Diabet ve Dalış
Diabet ve Dalış
Bora Gürel (14.09.2005)
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi
Sualtı Araştırma ve Dalış Klübü
Diabet (Diabetes Mellitus), pankreasın insülin yapan hücrelerinin bir hastalığıdır. İnsülin, kandaki glukozun (şekerin) kaslara ve organlara taşınmasından sorumlu bir proteindir. Kandan dokulara insulin varlığında taşınan glukoz, buralarda enerji kaynağı olarak kullanılır. Kanlarında yeterli seviyede insülin bulunmayan kişilerin kan glukoz seviyeleri çok yüksek olmasına karşın, organlarına yeterli miktarda glukoz giremez ve dolayısıyla hücreler glukoz açlığına girer. Diabetin iki tipi bulunmaktadır: Tip 1, juvenil veya insülin bağımlı tip; Tip 2, yetişkin veya insülin bağımsız tip. Tip 1 diabete hemen her zaman 40 yaşından genç insanlarda rastlanır ve genellikle kişi 14 yaşına gelene kadar Tip 1 diabet tanısı konmuş olur. Diabetin bu tipi, pankreasın insülin yapan hücrelerinin tamamen hasarlanması sonucu gelişir ve bu sebeple kişinin vücudunda hiç insülin üretilemez. Bunun sonucu olarak, Tip 1 diabetli hastalar sık sık yapılan insülin iğneleri ile vücutlarının insülin ihtiyacını gidermek durumundadırlar. Tip 2 diabet ise tipik olarak aşırı kilolu, orta yaşlı ve genelde bu hastalığa genetik bir yatkınlıkları bulunan kişilerde görülür. Bu kimseler yetersiz miktarlarda da olsa insülin yapabilmektedirler ve hastalıklarını diet, egzersiz ve ağızdan alınan ilaçlarla kontrol edebilirler. Dalışla ilgilenen çoğu diabetli Tip 1 grubuna girmektedir, ancak dünya dalgıç topluluğunun ortalama yaşı arttıkça, dalgıçların bir kısmında da tip 2 diabet görülmesi beklenebilir. Bu sebeple diabetin erkenden ortaya çıkan bazı temel belirtilerinin herkes tarafından bilinmesi önemlidir.
Bunlar:
Kilo kaybı
Ağız kuruluğu ve devamlı su içme isteği
Sık idrara çıkma
Bu bulguların hepsi veya bir kısmı görülen ve özellikle ailesinde diabet görülmüş olan kimselerin mutlaka bir doktora başvurmaları gerekmektedir. Diabet tedavi edilmediği takdirde çok ağır hasarlara yol açabilen bir hastalık olmasına karşın, yeni geliştirilen tedaviler sayesinde diabetli kişilerin de dalış dahil her tür sportif faaliyette bulunabilmeleri mümkün olmaktadır.
Kendilerine dalamayacaklarının söyleneceğinden korkan bir çok diabetli, sertifikalarını alabilmek ve dalabilmek için hastalıklarını gizlemektedirler. Korkuları bir bakıma yerindedir, çünkü yakın zamana kadar çoğu doktor diabetin dalmaya engel teşkil ettiği kanaatindeydi. Ancak şimdilerde bazı doktorlar, hastalığını kontrol altına alabilmiş diabetlilerin de dalabileceğini belirtmeye başlamışlardır.
Potansiyel Riskler
Diabetli dalgıçların karşı karşıya oldukları en büyük tehlike, dalış esnasında geçirilebilecek bir hipoglisemik şoktur. Hipoglisemi, kandaki glukozun (şekerin) tehlikeli derecede düşmesi ile oluşan bir durumdur ve aşırı insülin alımı, yetersiz beslenme ve içinde egzersizin de bulunduğu bir çok stres durumunda meydana gelebilir. Kan glukoz seviyesinin yüksek basınç koşullarında da düşebileceği belirtilmiştir.
Ağır hipoglisemi, güçsüzlük, istemsiz kasılmalar ve bilinç kaybına yol açabilir. Hipoglisemik atakları önceden kestirmek, hastalığını kontrol altına alabilmiş diabetlilerde bile son derece zordur ve hipoglisemik atağın terleme, sinirlilik ve açlık gibi erken belirtilerini dalış anında farketmek veya doğru biçimde yorumlamak mümkün olmayabilir. Diabetli dalgıçların kaşı karşıya oldukları diğer bazı riskler ise diabetin ikincil komplikasyonlarından ileri gelmektedir. Kan glukoz seviyesinin yüksek olması, artmış bir damar sertliği riskini de beraberinde getirmekte ve damar sertliği, kalbi etkileyerek kalp krizi riskini arttırmanın yanı sıra, bacaklarda erken yorulmaya ve kramplanmaya sebep olabilmektedir. Gözleri ve böbrekleri ilgilendiren diğer diabet komplikasyonları da kişinin dalış kaabiliyetini sınırlayıcı olabilir.
Diabetlilere Dalış Yasağı
Bu potansiyel risklerin bir sonucu olarak, birçok doktor, insülin kullanmak durumunda olan diabetlilerin dalmaması gerektiği düşüncesindedir. Buna cevaben, birçok diabetlinin hastalıklarını gizleyerek daldığı görülmüştür. Ancak son yıllarda, dalış hekimleri arasında diabetli kimselerin de bazı koşullarda dalabileceği kanısı yayılmaya başlamıştır. British Sub-Aqua Club (BSAC), 1970'li yıllarda diabetli bir dalgıcın geçirdiği bir kazayı göz önünde bulundurarak diabetli kişileri dalış eğitimlerine almamaya karar vermiştir. Ancak kaza 1990'lı yılların başında tekrar ele alındığında diabetle ilgisi olmayan başka bir çok faktörün de kazaya katkıda bulunduğu anlaşılmıştır. Aynı tarihlerde, BSAC'ın dalış yasağına rağmen dalmaya devam eden diabetli dalgıçlar arasında yapılan bir araştırmada katılımcıların hiç birinin daldıkları süre boyunca hipoglisemik kriz geçirmediği öğrenilmiştir. Bu bulgular ışığında, BSAC 1992'den beri bazı tıbbi koşullara uyulması şartıyla diabetli kişilerin de eğitimlere katılıp dalabilmesine izin vermektedir. Virgin Adaları Diabetliler Derneği ve Virgin Adaları Üniversitesi Dalış ve Alan Kontrolörü olan Stephen Prosterman tarafından 1990 yılında aktif su sporlarını da içeren ve diabetlileri hastalıkları konusunda bilinçlendirmeyi amaçlayan Camp DAVI adlı bir eğitim programı başlatıldı. 1995 yılında bu programı izlemek ve dalış ve diabet hakkında veri toplamak için davet edilen DAN (Divers Alert Network), diabetli dalgıçlardan da veri toplamak amacıyla bir pilot alan çalışmasına başladı.
Dalmak İsteyen Diabetliler için Koşullar
Camp DAVI'den alınan bazı ön bulgular ışığında DAN, bazı diabetlilerin kontrollü ortamlarda dalabileceği sonucuna varmıştır.
Dalabilmek için gerekli koşullar:
Kan glukoz seviyelerini başarılı biçimde kontrol edebilmek
Diabetin ağır ikincil komplikasyonlarına sahip olmamak
Hastalık ve egzersiz arasındaki ilişkiyi tam olarak anlamış olmak
Dalması önerilmeyen diabetliler:
Son 12 ayda ciddi bir hipoglisemik kriz geçirmiş olanlar
Hastalığın ağır ikincil komplikasyonlarını gösterenler
Kan glukoz seviyelerini kontrol edemeyenler
Hipogliseminin erken belirtilerini farkedemeyecek durumda olanlar
Diabet ve egzersiz arasındaki ilişkiyi tam olarak kavrayamamış olanlar
BSAC koşulları biraz daha katı olmakla beraber, bu koşullarla temelde aynıdır. BSAC bunların yanı sıra diabetli dalgıcın doktor kontrolünden geçmesi, doğabilecek riskleri azaltmak için belirlenen bazı dalış öncesi ve sonrası planlara uyması, teknede insülin bulundurması ve kullanmasını bilmesi, dalış arkadaşını da bu konuda eğitmesi ve dalgıcın dalış sırasında yanında glukoz preparatı bulundurmasını şart koşmuştur. Henüz hala diabetli dalgıçların sağlıklı olanlardan farklı bazı riskler altında olmalarına karşın, bu konuda daha fazla veri toplandıkça dalış camiası diabetli dalgıçlara tümden bir dalış yasağı konulması fikrinden uzaklaşmaktadır. Bunun yerine diabetli kişinin bireysel olarak değerlendirilmesi yoluna gidilmekte, kişinin dalışa uygunluğuna doktoru tarafından karar verilmektedir. Bu yöntemin başarısının hastanın dürüstlüğüne bağlı olması ek bir risk faktörü olarak görülebilir, ancak diabet ve dalışın uyumunun sağlanabilmesi için en uygun yöntem şimdilik bireysel yaklaşım olarak gözükmektedir.
Kaynaklar:
1. Shelanski , S. Diving with Diabetes. Rodale's Scuba Diving, 1996, July:87-88
2. Kamel, N. Diabetes Mellitus Tanım, Klasifikasyon, Etiopatogenez. . Klinik Bilimlere Giriş 5, Antıp A.Ş., 1997,163-194
3. Tonyukuk, V. Diabetes Mellitus Komplikasyonları. Klinik Bilimlere Giriş 5, Antıp A.Ş., 1997,205-213
4. Guyton & Hall. Textbook of Medical Physiology 9th ed.. W.B. Saunders Company, 1996, 980-983
5. Diabetes Monitor – Diving with Diabetes. http://www.mdcc.com/diving.php
6. http://www.diabetesnet.com/visle.php
Yazı ile ilgili tüm haklar Bora Gürel'e attir.
http://www.sadak.homepad.com/